Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İdeal ev ve ofis fuarındaydık..

İyi pazarlar diliyorum hepinize.....Sağlık ve selamettesinizdir inşaAllah.....Malum haftasonu iş güç çocuklarda evde..Aynı durum bizdede var...Bizim iki küçük Dalton az önce dersaneden geldi...Onlarla ilgilenmem gerek....Gitmeden önce sizleri dün gittiğimiz İdeal ev ve ofis 2009 fuarından bazı karelerle başbaşa bırakıyorum..
Benim favorim olan cam kırmızı güller..Aman kırılmasın....
Hımm:)) Buu buuu...Gelin yatağımı yoksa:))
gelin-damat masa konseptleri..


Bu takım benim olsun....Çok güzel değilmi..
Maraş oyması takı sandıkları ve oymalı tepsiler....

Yanımızda çocuklar yoktu...Kızım olsaydı bunu alın derdi habire:)))Mor hastası ya:)
Çookk yoruldum..Uzanayım biraz....Fuar güzeldi..Bence öyle çokta cafcaflı şeyler yoktu...Benim beklediğim gibi değildi...Ben asıl kap-kacaklar,çanak-çömlekler için gittim ama....Tabire bakın işte...Porselenler yada züccaciyeler yoktu yani:)
Neyse gitmiş görmüş olduk...Dün akşamda Çukurova Özürlüler Derneğinin yararına düzenlenen akşam yemeğine katıldık...Dernek başkanı kısa bir konuşma yaptı yemekte...
Şimdilik bana müsade en kısa zamanda iadelerime döneceğim..

İkisi bir arada:)))

Canlar günaydın...Dünden beri netimiz çok yavaş yine....Neyse sinir ediyor zaten..Ben varım net yok..Net oluyor ben yokum anlaşamadık bir türlü:))((
Karşınızda Oğuzhan daltonum...Dün kırığın 10.cu günüydü kontrole götürdük üç haftanın 0n günü gitti kaldı yarısı..Röntgeni çekildi yine alçısı değişti...Önceki alçısı imza doluydu:))Bu sabah üstünü değişince;Gel fotonu çekeyim dedim..Anne yüzümü çekmeee diyor dudaklarını büzmüş baksanıza..Bende oğlumun resmini çalmasınlar diye :)) adımı yazdım fotosuna..
Oğuzhan'ı böreğe bağlıyayım bari..Ne alaka cümle oldu yahu:)) Dün öğleden pirinçli ıspanak yapınca kalan ıspanağıda akşama peylirle karışık börek yapıverdim..En tembel böreğimdir kendileri..Suluca yoğurt ve sıvıyağlı iç harcıyla 4 yufkanın ikinci katına kıyılmış ıspanak&peynir serpiştirdim...Buruşturup en üstüne kalan sıvı harcını sürdüm..Üstüne 1 adette yumurta kırdım..Yumurtayı bazen içinede kullanıyorum..Neyse altı üstü kolay bi börek oldu..
......
Canlar biz evde kasalı pcyi kurmadık..Hal böyle olunca laptopu eşimle ortak kullanıyoruz.Zamandı,işti,güçtü günlük okul telaşemizde derken nete çokta zamanım olmuyor...Fırsat buldukça sizlere yazmaya çalışıyorum.......Şimdilik gideyim ...HOŞÇAKALIN..

Sihirli değneğim sizler oldunuz..Kaldığımız yerden devam:)

Hepinize günaydın diyorum canlar........Oğluş için yazdığınız bütün dileklere temennilere çok tşk ederim....Bütün yazdıklarınızla her biriniz bana sihirli değnek oldunuz.....Özellikle Ayşe Ablam.....Onun yorumunu görünce okurken gülümsedim...Son cümlesini okurkende kalbine doğmuşki gerçekten tebessüm ettim....Tabiki Oğuzhan o arada okuldaydı...Resmini çekemedim...Bir ara unutmassam o haliyle çekebilirim...
Kaldığımız yerden devam edelim artık...Benim sizlere dönmem epey gecikecek gibi...Bunun için hoşgörünüzü bekliyorum...Yokluğumda hatırımı soran arayan bütün arkadaşlarıma tekrar tşk ederim...Gelelim üstteki resime..Balkonumdan dünkü çarşamba pazarım...Cumartesi günüde kuruluyor...Mardin'de her şeyi marketten alan ben burda böylesi ucuz ve taze sebze meyve görünce her çeşitten üçer beşer kilo aldım..Kıtlıktan çıkmış gibi meyve yedik halada yiyoruz..Mesela;minik bostan patlıcanı orda 1,5 liraydı taneyle alırdım...Burda ilk geldiğimiz sıra 250 krştu.Sevdiğim taze fasulyeyi doğru dürüst bulamazdık oranın fasulyesinin cinsini ben hiç sevemedimdi..Burda 500 krşa bile fasulye aldım..Neyse ben pazarımın tadını çıkarayım...Gelsin mamalar:))))
Söz pazardan açılmışken devam edelim;Ben bazen yakın yerlere giderken yanıma çanta almak istemiyorum..Özelliklede pazar yada diğer alışverişlere..Çantada cüzdan bulmak bir yana,para çıkardın , telde çaldımı hadi bakalım çantada koldan düşmek üzere:))))
İşte buna bir çözüm için kullanmadığım iki gözlü cep teli kılıfını böyle kamufle ettim..Bir gözüne beşbeşleri diğer gözünede telimi koyup düşüyorum yola..Mardin'den ayrılmadan örmüştüm..Yayınlamak bugüneymiş...Belki sizlerede fikir olur...
Bu dikilmemiş hali...Yalnız fermuarlı kısmı siyah görününce kafaya takıyorum:)) Orayada ince mavi bir bantmı örsem diyorum:)
Neyse unutmadan dün yine bir çanta başladım..7.ci defadır ör-sök yapıyorum..Bakalım sonuç ne olacak:))) Gideyim artık bana müsade:))

Sezon finali:))

Hepinize çok tşk ediyorum dostlarım..Beni unutmadınız hep yanımdaydınız...Ben buralarda değildim ama hep sizinle oturdum kalktım sanki.....Fırsatım olsa hepinize tektek uğramak isterdim....
Mardin'den ayrılmadan 10 gün izine gitme ihtimalimiz olunca toplanmaya dahada hızlandım..Bu arada yoruldum epeyce...Sonrada izine gitmeme kararı aldık..Nasılsa burda son günümüz 31 temmuz'du...Eşimin 17 Ağustos gibi Adana'da yeni görevine başlaması gerekiyordu arada 15 günde taşınma iznimiz vardı...Neyse evde işleri biraz halledebildim...Yine günlük işler devridaim yapıyor son iki-üç güne kadar mutfak yine çalışacak..
Orkidem içinde düşüncelerini paylaşan arkadaşlarıma tekrar tşk ederim...Dediğim gibi bende biraz netten araştırmıştım şu anda gayet güzel gelişiyor birkaç yaprağı bana geldikten sonra filizlendi..Teşekkürüm hepinize...Bir diğer teşekkürümde Australia'dan yazan Sevgili Ayten hanıma....Umarım bu notumu görür ve beni ziyaret etmeye devam eder...Gelelim resimlere......
Boş bir anımda böyle cici çiçekler örmüştüm....Resimleri dosyalamıştım arşivimde bulunması için ekliyorum....Umarım birçok arkadaşıma yardımcı olacaktır...
Bu ipim biraz kalındı...Tek kat ipin üstüne trabzan doldurup üst sıradada göründüğü gibi aralarda tek zincirle tabana bağlayıp taç yapraklar oluşturdum..
Burdada ipimiz ebruli istediğim uzunlukta 2 zincir arayla trabzanlı delikler örüp üst sıraya geçtim..3 zincir araylada 2'li sutaşı dediğimiz dolgularla yapraklarını ördüm...Yanında üst resimdeki çiçeğin dikilmiş hali var...Sanırım dikerken alttan fazla sıkmışım biraz sert ve kalın oldu...
Bu çiçeği dikerken yapraklarını biraz açarak diktim...Dikme için alttaki delikli trabzanlara sabitliyoruz..
Ve iki küçük yaprağımız görünüyor...Nette birçok örgü örneği var biliyorum bende bir nebzede olsa açıklamak istedim...Hem ziyaret eden arkadaşlarıma faydası olur hemde arşivimde bulunsun istedim..
Geldik vedaya...Tekrar görüşünceye kadar hepiniz hakkınızı helal edin...Son günümüzü beklemeden neti kapattırabiliriz belkide pcleri komple kaldırabiliriz....Benden desteğini,ziyaretini ve yorumunu esirgemeyen bütün arkadaşlarıma tşk ederim...
Son günlerde sizlere yazamasamda gönlüm sizinle bunu bildiğinize eminim zaten...
Sağlıcakla,dostça,selam, sevgi ve......
HOŞÇAKALIN..

Yaz geldi, ara zamanı...

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba hepinize. Arayı bu kadar açmamın sebebi öncelikli olarak tembeliğim olsa da, bir süredir Çin'de blogger'ın kapatılmış olması nedeniyle bloguma da giremiyorum. Şu satırları "gizli sörf" sayesinde yazabiliyorum ama onda da pek çok fonksiyon kullanılamıyor. Tekrar açılacağı günün ümidiyle şimdilik ara vermeye karar verdim.

Önümüzdeki günlerde iki şehirlik Çin turu yapacağız ve Çin'in en güzel doğalı mekanlarından birine gideceğiz. Link veremiyorum, kullanılamıyor çünkü; ama "Guilin" diye google'ın görseller kısmında araştırma yaparsanız nasıl bir yer olduğu hakkında fikriniz olabilir. Türkiye'ye gittiğimde umarım oradan sizlerle paylaşma imkanı bulurum.Oradan dönüşte üç gün sonra kısmetse Türkiye'ye dönüyorum, şimdiden deli gibi heyecan sardı, eşimsiz ilk yolculuk denemem olacak bu benim. Umarım sorunsuz bir şekilde halledebilirim.

Son günlerde neler yaptığımı da paylaşmak istiyorum sizinle. Mesela diyetimin ne durumda olduğunu. Sevgili Mehtap sağolsun, toplamda 3 kilo vererek amacıma ulaştım ama en güzeli sizlerle bir sır paylaşacağım. Ömrüm boyunca düz bir karın hayali kurdum. Denemediğim yöntem kalmadı bunun için. Bundan bir kaç yıl önce internetten bir kitap sipariş etmiştim ama çok az bir denemeden sonra fırlatıp bir kenara atmıştım. 3 haftadır bu kitabı yeniden uygulamaya başladım ve karnımda 9 cm.lik bir incelme oldu, belim ise 8 cm. daha ince. Bu kitap bir mucize, aynen yazarın söylediği gibi bir kaç haftada karnım dümdüz oldu. Bu kitabı size tavsiye etmekten çekinmiyorum, bilinen doğruların aksine, karnım hiç acımadan, günde sadece iki sefer olmak üzere 15 dakikayla başardım bunu. Kitabın adı: "Düz bir karına sahip olmak" yazarı ise "Odile Payri". Google'da araştırın, bulacaksınız. Üstelik fiyatı 10 ytl'den az.

Biliyorum ortaya karışık bir yazı oldu bu, bu aralar yaptıklarımdan da örnek vermek isterim, örneğin Dilekciğim'in su böreğini yaptım ve öyle güzel anlatmıştı ki sayesinde su böreği delisi eşimden tam not aldım. Link veremiyorum demiştim, adresi şu: incisi.blogspot.com.
Sonra bir gün lahmacun denemek istedim, o da harika oldu, bu tarif de Salihacığım'dan, adresi ise şu: binbircesni.blogspot.com/ Her iki arkadaşıma da garantili tarifleri için teşekkürü borç bilirim. Başka arkadaşlarımdan da yaptım bir kaç ana yemek ama aklıma gelmiyor şimdi hangisini kimden aldığım, onlar da harikaydılar.

Bu arada pek çok kez misafir ağırladım, pastalar, turtalar, poğaçalar, kurabiyeler yaptım, diyetle nasıl hallettin diye sormayın malesef bolca da yedim. Ama tüm bu tarifler de blogumda yer alanlardan olduğu için yayınlamadım.

Çin'de ise hayat tam hızıyla devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda iki sefer hastanelik oldum böcek sokmalarından, bir sefer fil gibi şişmiş ayaklarımdan yürüyemedim. Bir seferinde de sağ kol ve bacağım üç yerden sokularak birer patatese dönüştüler. Neler oldu ne siz sorun ne ben söyleyeyim; sadece bahçeme çıkmaya korkuyorum artık diyeyim siz anlayın. Bunlardan hariç bol bol dışarı çıktım bu aralar, pek çok gözlemimle beraber ilginç tecrübelerim de oldu. Örneğin bir gün evimin önünde düğün fotoğrafları çekildi, tabii ben de makinemi çalıştırdım onlarla beraber. Buraların adetlerinden birisi de bu düğün fotoğrafçılığı. Düğünlerinden günler belki de haftalar evvel bir fotoğrafçıyla anlaşıyorlar ve dış mekanlarda çeşitli kıyafetler giyerek bol bol fotoğraf çektiriyorlar. Ama ben böylesini hiç görmemiştim çünkü kah yere yattılar kah çöp tenekesinin önünde poz verdiler.Onları da sizlerle paylaşmak istedim ama resim yükleme fonksiyonu da yok, ilgilenirseniz bu linklerde resimleri bulabilirsiniz:
http://img199.imageshack.us/img199/8480/35721061.jpg
http://img199.imageshack.us/img199/2233/31187049.jpg
http://img200.imageshack.us/img200/7393/57529119.jpg
http://img200.imageshack.us/img200/8341/40378522.jpg
http://img200.imageshack.us/img200/3936/62900501.jpg
http://img200.imageshack.us/img200/1682/92172058.jpg

Yazacak, anlatacak şeyim çok ama hem zamanım yok, hem de bloga erişimim kısıtlı. Biliyorum çorba ettim bu post'u, resimsiz de zevksiz oldu ama hem veda edeyim hem de son günlerden bahsedip deşarj olayım istedim. Hepinizi çok özleyeceğim, hoşçakalın...

Bana beni anlatın mimi:)))

Hepinize sevgiler sunuyor cumanızı tebrik ediyorum....Çiçekler mii..:)))Yazıyorum hemen...Bir önceki postumda bekleyen iki mimim olduğunu konununda kendimi anlatmam olduğunu yazmıştım...İnsanın kendini anlatması zormuş yaa..Değil not almak düşünmeye fırsat bile bulamadım inanın...Bahsettiğim postun altına düştüğüm notta bana beni anlatın sayfaya aktarayım demiştim...Yüreği güzel arkadaşlarım o kadar güzel anlatmışki birden mest oldum..Adeta kelebek olup uçasım geldi...İşte bu çiçekler beni anlatan tanımlayan eşsiz dostlarıma hediyemdir..Kabul edin lütfen:)Edin dedim zira yarım saattir nette buna benzer çiçek resimleri aradım..Ehhh bunu beğenip size vermeye karar verdim...Nasıl ama güzel değilmi..Morlar-beyazlar-pembeler...
Şimdi asıl düşündüğüm kendimi azcık anlatayım sonrada sizlerin yazdıklarınızı paylaşacağım...
***
İçimden geldiği gibi yazıyorum amaaaa:)))
Bir kere çok inatçıyımdır..Kafaya koyduğum bir şeyi saati vakti belli olmaksızın uygulamak isterim..*Çok duygusalımdır belli edemesemde için için ağlarım..*Boşalırsam hüngür hüngür ağlarım..*Acaip utanırım biriyle konuşurken falan yada sokakta ayağım burkulsa utanırım hemen.*Dostseverim*Misafiri,mutfakta uğraşmayı,alışverişi özellikle incik boncuk kap kacağı acaip severim.*Rahatlıkla sırdaşımdır diyebilirim..*Bir kırıldımdı tam kırılırım..Karşımdakinin beni kırmamasını beklerim çünkü benden asla böyle bir hareket görmez..Gezmeyi hiç birşey yapamasamda arabayla turlamayı severim..Yeşillik ve çiçekler bana inanılmaz huzur verir.Evimi,ailemi çok severim..Hele çocuklara daha çok düşkünüm..Küçük değiller artık pek kucağıma alıp sevemesemde :) sevgileri yüreğimdedir..*Doğum tarihim 68 senesi Ramazan ayı aralık ayının ortaları büyük ihtimalle yay burcuyum ve özelliklerine inanılmaz uyarım..*Çok girişkenim,*konuşkanımdır*bir konuyu virgülüne kadar açıklar anlatırım..*Benden iyi örgü öğretici olur yani::))))*Örgü dedikte;Eli boş durmayı hiç sevmem söker-örer-yamar-dikerim..*
Babamın tatlı kızıma'sıyım..En küçük oğlumun;Benim annem bir meleeekk dizisinin jenerik müziğiyim.:))Diğer fertler aklıma gelmedi:)))
**Şimdide dostlarım ne yazmış bakalım..*
**Funda Örtmenim demişki;seni anlatmaya kelimeler yetmez ki canım.....blog dünyasındaki ilk arkadaşımdın ve 3 yıl oldu beni hiç mi hiç yalnız bırakmadın.iyi ki varsın,iyi ki tanıdım seni.sensiz bu blog dünyası bile anlamını yitiriyor inan ki.çok iyi bir dost çok vefakar bir insansın.adilsin,hamaratsın,beceriklisin,tutumlusun....say say bitmiyor işte.seni çok seviyorum.İYİ Kİ VARSIN....
***Fatma Hanım'cım demişki;canım seni sana nasıl anlatsamöncelikle benim ilk göz ağrılarımdansın en zor günlerimde bana moral kaynagı olan bana yol gösteren derdimi paylaşansın vazgeçilmezimsin dahası maharetlisin eldekileri deyerlendirmene bayılıyorum iyi bir dost arkadaş kardeşsin anne eş sin daha yazacam ama sana layık kelimeleri sayfalara döksem yetmeyecek sen bana ALLAhın bir lütfusun canım seni çok çok seviyorum can dostum canım kardeşim
****Ayşe ablam demişki;Sen arkadas canlisi sen ve sakrak, bence 10 parmakta 10 hüner diye seningibisine denilir. Hos sohpet, cana yakin, herkese nasil hitap edilecegini bilen cok zarif ve ince düsünceli birisin. Aslinda seni anlatmak kelimelere sigmaz canim, seni tanidigim icin cok mutluyum, allah razi olsun senden, sevgiler....
****Nurdan Örtmenim demişki;canım , nasılım demişsin, ilk başa duyarlıyım, ince düşünceliyim yaz bence, şirinim, çok tatlıyım, tatlı dilliyim de yaz.canımsın canım sevgilerimle..
****Birgül ablam demişki;Bana göre en önemli özelliğin samimiyetin ve sınırsız sevebilmen.Sevgiyle kal.
****
Bu güzel cümleleri yazan eşsiz gönül dostlarıma sonsuz tşk ederim...Öncede yazdığım gibi inanılmaz mestoldum...Kanatlanıp kelebek oldum...Hepiniz benim için özelsiniz...Şimdi bu mimin sahiplerinide yazayım..
Sevgili Eda ve Büşra'ya bu fırsatı verdikleri için sonsuz tşkler...
Birgün ablamda az önce sevdiği blog olarak ödüllendirmiş beni..Onada ayrıca tşk ederim..Ödülünü hemen aldım...Benim mimim bütün arkadaşlara isteyen cevaplasın..Blog ismi olarak ayrım yapamam ödülüm hepinize olsun..Sizi çok seven akasyakokusu hayırlı cumalar diler:)))

Dünya Otizm ve Farkındalık Ayı...

Otizm nedir.?
Günümüzde her 150 çocuktan birini etkileyerek, çocuklar arasında en hızlı yaygınlaşan nörolojik bozukluk olması ile dünya genelinde hızla yayılan bir hastalık olarak görülüyor…
Dünyada bu yıl şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınması öngörülüyor...
İstatistikler genetik temelli olduğunu gösteriyor. Çevresel faktörler de dahil olmak üzere, nedenlerinin bulunması için yoğun araştırmalar devam ediyor...Kesinlikle ülke, ırk, kültür ya da sosyo-ekonomik farklılık gözetmiyor…
Bugün için bilinen en etkili tedavisi yoğun bireysel eğitim...Dünya Otizm Farkındalık Ayı2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” (2nd April World Autism Awareness Day) olarak ilan edilmiştir. 2 Nisan’da başlayan “Otizm Farkındalık Ayı” çerçevesinde tüm dünyada otizmle ilgili araştırmaların teşvik edilmesi ve bilinirliğin artırılarak, erken teşhis ve tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.Destek verin...
otizmli bir çocuk yada birey gördüğünüzde onu hareketlerinden ve eksik konuşmasından dolayı küçümsemeyin ve dışlamayın.
onu aranıza alın ve yardımcı olmaya çalışın.
otizm bir zeka yada psikoloji hastalığı değildir.bu konuda çocuklarınızı gelecek nesiller adına bilgilendirin.
OTİZM TANISI ALMIŞ ÜNLÜLER
Albert Einstein, 1879-1955, Alman/Amerikalı fizikçi
Isaac Newton, 1642-1727, İngiliz matematikçi ve fizikçi
Friedrich Nietzsche, 1844-1900, Alman filozof
Thomas Edison, 1847-1931, Amerikan mucit
Henry Ford, 1863-1947, Amerikalı sanayici
Hikari Oe, Japon besteci
Bhumi Jensen, Taylan prensi,
Stephen Wiltshire, İngiliz mimar
Caiseal Mor A Blessing and a Curse: Autism and Me’in yazarı, fantastik hikayeler en iyi satanlar arasında girmiştir, müzisyen ve sanatçı
Jane Austen, 1775-1817, İngiliz romancı, Pride&Prejudice’ın yazarı
Béla Bartók, 1881-1945, Macar Besteci
Ludwig van Beethoven, 1770-1827, Alman/Viyanalı müzisyen
Anton Bruckner, 1824-1896, Avusturyalı Besteci
Emily Dickinson, 1830-1886, Amerikan şair
Oliver Heaviside, 1850-1925, İngiliz fizikçi
Thomas Jefferson, 1743-1826, Amerikan politikacı
Carl Jung, 1875-1961, İsviçreli psikoanalist
Franz Kafka, 1883-1924, Çek yazar
Wasily Kandinsky, 1866-1944, Rus/Fransız ressam
Charles Rennie Mackintosh, 1868-1928, İskoç mimar ve tasarımcı
Gustav Mahler, 1860-1911, Çek/Avusturyalı
Wolfgang Amadeus Mozart, 1756-1791, Avusturyalı besteci
George Bernard Shaw, 1856-1950, İrlandalı oyun yazarı,
Richard Strauss, 1864-1949, Alman besteciNikola Tesla,
1856-1943, Sırp/Amerikalı bilimadamı, elektrikli motorların muciti
Vincent Van Gogh, 1853-1890, Hollandalı ressam
Taylor Crowe, sanatçı ve avukat
Christopher Knowles, Amerikan şair
Jasmine O'Neill, Through the Eyes of Aliens yazarı
Birger Sellin, Alman yazar asla unutmayın her sağlıklı insan her an özürlü olmaya adaydır!!
*****
Kocaman bir NOT..:)))
Bu yazıyı sevgili arkadaşım Sevil'le paylaşıyorum...Duyarlılığı ve paylaşımı için sonsuz tşkler..
***************

Ayrıca az önce öğrendiğim kadarıyla iki mim sahibiyim..Konu kendimi anlatmammış...Bir çırpıda yazamayacağım onun için az düşünmem gerek..::) Hatta kağıt kalem alıp not etmem gerek:))))
Bana beni anlatın ben cevaplarımı aktarayım okmi...:) Ne dersiniz ben nasıl biriyim acaba::)))

Evimin en sevdiğim köşesii....

Karşınızda evimin en sevdiğim köşesi.Alttada üstteki köşesindeki çiçeğim..
Buna benzer fiskosun olduğu çiçekli bir köşem daha var..Bu günlerde kaldırdım birkaç ıvır zıvırını..:)Elişi kutum var sepette örgü-yemek dergilerimde vardı..Yanındada yataklı koltuk var..Kolçaklarına dirseğimi dayayıp bazen örgümü örüyorum..Sık taşındığımız için canlı çiçek yetiştiremiyorum hevesimi yapaylarıyla alıyorum..Ayrıca biblo ve tuzluk koleksiyonum var..Hepsini kolileyip aşağıya depoya postaladım..Kendime bakamıyorum ben onların tozunu kim alacak dimi:))
Neyse bu kadar şikayet yeter..Resimdeki örtü Yozgat'lı bir arkadaşımın 94.te bana hediyesi boyama..
Sevgili ablam saygıdeğer büyüğüm Ayfersultan beni evimin en sevdiğim köşesi konusuyla mimlemiş..Bende konusu hoşuma gidince hemen cevaplamak istedim..Soru sorulan sobeler beni pek sıkıyor..Yeteri kadar sobe cevapladım sanırım..Beni tanımak isteyen kategorilerime sobelerime tıklayabilir..Sağlıcakla ve hoşçakalınııızz...

Evimiz evimiz güzel evimiz..)

Canlar hepinize sağlık sıhhat ve huzur diliyorum öncelikle..Babamız.)(eşim ) birkaç günlüğüne memlekete gitmişti..Az önce geldi yemeğini yedi şimdide çayımızı içiyoruz...
Ehhh..Bende memlekette eltim ve görümcemle beraber yaptırdığımız evimizin inşaat resmini sunuyorum size....Son katın iki dairesi bizim olacak inşaAllah...Giriş katı satılabilirmiş belki..Yapımı için biraz nakit para ve kredi vermiştik..Kalan giderleri içinde bugün yarın kredi alıcaz..2+1 bir planı...Bakalım emekli olunca otururmuyuz. Yoksa benim hayalim olan bahçesinde akasyası,renk renk aşılı gülleri ve kamelyası olan müstakil bir evde yaşama planı gerçek olurmu...Kimbilir....İnşaAllah...Darısı bütün arkadaşlarıma...

Düdüüütlü kitap ayracım.)

Hepinize selam ve sevgilerimi sunuyorum canlar..Bugün yarın gelicem derken epey zaman geçti biliyorum..Ama inanın bende çok istedim yazmayı....Hiç buraya oturmaya bile zamanım olmadı...Eveli hafta epeydir rahatsızlandım burda acile gittim sabahın köründe:( Hayret ki !! ne hayret !! koskoca hastanede in cin top atıyordu üstelik nö.dr odası bile kilitliydi sağa koştum sola koştum yok kimse:( Dedim gelmişken az bekleyim bari muayene olayım neyse sıramı beklemeden daldım drun odasına anlattım durumu.Dedim;Acile geldim böyle böyle iki dinledi beni yazdı ilaçları hadi tamam..Ben öksürükten konuşamıyorum bile söylene söylene eve döndüm..Bir önceki drun ilaçları vardı. Yeni ilaçlarıda aldım ama kullanmadım öncekileri kullanıyordum çünkü.Bir gün sonra Diyarbakır'a gittik. Ordada yeni tahliller falan üç gün gidip geldik. Gidişe göre farkediyor bazen bir saat bazende 45 dakika arabayla..Neyse ki yakın..Diyarbakır'daki dr. yeni ilaç yazdı öncekileri bırakın dedi hadi bakalım onları aldım iki gün kullandım zehirlendim galiba onlarıda bıraktım...Üç ay devam edecek fısfıs tedavisine devam ediyorum şu an..
Geçtiğimiz haftada hep kapalı ve yağmurluydu burda..Ayy ! ruhum daraldı evde bir sağa bir sola çocuklar gel-git okula tabiki..Hiç bitmeyen boğaz sorunları ye-yıka-pişir-döküntü topla yat Nuray kalk Nuray mecbur yapacaksın :)))
Neysee !! görevimiz efemm..Şimdi gelelim asıl konuya canlar..Kaldığım yerden devam ediyoruzzz ziyaretlerimize başlıyoruz...Amaaaa......Düşündümde arayı epey açınca kim ne yazmış tam takip edemedim hepinize tek tek geri dönüp cevap yazmak isterdim..Gelicem yine ama diyorum ki hani tek tek açıklama yapmadan kaldığım yerden sizleri ziyaret etsem..Hem fazla vakit kaybetmemiş olurum hem daha çok ziyaret yapmış olurum değilmi.Birde burda ne kadar vakit geçirirsem boynumu yoruyorum pc çok etkiliyor..Henüz fiziğim başlamadı mucize bir krem sayesinde ağrılarımdan biraz kurtuldum..Ağrı hissettiğim anda kremden sürüyorum kuş gibi hafifim..Yazmışken adınıda söyleyim bari..Eşimin top oynarken incinen ayağına vermişlerdi..Geceydi acilden çıkıp nö.eczaneden kremi aldık sürdük inanın sekiyordu sabahına yürümeye başladı..Bende boynuma ve sırt kaslarıma sürdüm..İnanılmaz faydasını gördüm ilk kez gördüğüm bir kremdi..Adıda Gerofen...Diyebilirsiniz ki ;Sana iyi gelen başkasına gelmeyebilir.Reçetesinde;Kas romatizması,burkulma,incinme,iltihabi eklem hastalıkları,ağrılı dejeneratif iskelet sistemi hastalıkları vs vs....Drunuz ben olayım tavsiye ederim size :))))Şikayetiniz varsa kullanın sonucu bana bildirin ....))))
Neyse canlar drculuk oynamayı bırakayımda geçenlerde ördüğüm hediye düdüttlü kitap ayracımı göstereyim size...Umarım minik sahibi beğenir..
..........Tıklayın daha yakından gözlemleyin....
Nasıl arabaya benzemiş mi canlar..))
Fırsat buldukça yazıcam canlar...Hoş görünki büyük oğlum lise son ve ünv.sınavına hazırlanıyor...Diğer ikiside olunca pc bana pek kalmıyor ben istesemde öncelik onlara..Onlardan fırsat buldukça sizlere yazmaya çalışıcam...
Sevgilerimi bırakıp gideyim......Görüşmek üzere......

Levrek Buğulama, Çin Mutfağına Dair İzlenimler...


Aklınızdan kim bilir kaç kere, "acaba bu kız oralarda ne yiyip içiyor, kesin feci mide bulantılarıyla dolaşıyordur" diye düşünceler geçmiştir değil mi? Çin yemeklerini yakından tanımıyorsanız, ya da Çin yemeklerini börtü böcek sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Aralarında kötü deneyimlerim de olmasına rağmen aslında genelde Çin yemeklerine "bayılıyorum". Bu nedenle bu yazımda, Çin mutfağı ve kültürü hakkındaki düşüncelerimden ve izlenimlerimden bahsetmek istiyorum.

Öncelikle ülke genelinde tek tip bir mutfakları olmadığını söyleyebilirim. Yemeklerin çeşitliliği, kullanılan malzemeler ve yapılış tarzları bakımından pek çok bölge ayrımı var. Mesela kimi bölgelerde -ki genel de güney kısımlarda daha çok- yemeklerinde korkunç acı ve baharat kullanıyorlar. Kuzeye doğru çıktıkça acı miktarı azalıyor, kimi bölgeler yemeklerini daha şekerli yemeyi severken kimi bölgeler daha tuzlu yemekleri tercih ediyor.

Pilav ise tüm bölgelerin ana yemeği ama yemek demek yanlış olur, bizdeki ekmek ne ise onlar için yağsız-tuzsuz pişirilmiş, kimi zaman yasemin kimi zaman da başka bir çeşit pirinç kullandıkları pilav o demek. Yine bölgelere bağlı olarak pilavı kızarmış olarak da tüketiyorlar. Kızarmıştan kastım, pirinci haşladıktan sonra çeşitli minik doğranmış et veya sebzeler, ya da haşlanmış yumurta ve bol yağ ile kavurmaları. Bu kavrulmuş pilavların tadına doyum olmuyor. Mesela burada sıkça gittiğim bir restoranda genelde içinde aynı anda karides, ananas, taze soğan, bezelye, havuç, haşlanmış yumurta, yeşilbiber ve tuzlu kuru balık olan bir çeşidi bayılarak tüketiyorum her seferinde.

Bir başka ana yemekleri bildiğiniz gibi noodle yani Çin makarnaları. Bu makarnaların onlarca çeşidi ve yüzlerce çeşit de pişirilme şekli var. Benim favorim, "chao mian" denilen kızarmış olanlar. Yine çeşitli sebzelerle yarı diri haşlanmış noodle'ın, birlikte yağda kavrulmasıyla yapılıyor. Bir de makarnalarını çeşitli sebze ve etlerle birlikte çorba yapmakta kullanıyorlar. Bunları yerken, kullandığınız çubuklara bir de mini bir kepçe ile yardım ediyorsunuz. Yoksa yemesi hayli zor oluyor.


Çin mutfağından hangi çeşit yemeği seçerseniz seçin, illa ki birer lokmalık parçalar halinde geliyorlar. Çin kültüründe yemeği "parçalamak" ayıp. Yani bıçak kullanarak parçalara ayırmak yemeğe saygısızlık olarak nitelendiriliyor. Bunu söyleyen bizzat eşimin Çinli asistanı, yani onun yalancısıyım.













Çin'de bir restoranda sebze yemeği sipariş ederseniz sakın "bu pişmemiş" deyip geri yollamaya kalkmayın. Çünkü sebzeler illa ki biraz fazla diri geliyor. Ama yemesi öyle zevkli oluyor ki anlatamam. Kıtır kıtır ağza gelen bir patates dilimi beni burada hiç rahatsız etmiyor, olanca yağlılığıyla beraber, en azından sebzenin sağlıklı ve vitamini ölmemiş kısmı da midenize inmiş oluyor. Bazı sebzeleri ilk defa burada gördüm. Bazı önceden tanıdığım sebzeleri ise pişirilme şekilleri itibariyle ilk burada gördüm. Kimi sebzeler, mesela bezelye, burada kimi yemeklerde kabuğuyla geliyor. Bildiğim kadarıyla Türkiye'nin de bazı yörelerinde bezelye yine kabuklu kullanılıyor ama ben ilk defa burada görünce haliyle bana çok ilginç gelmişti.

Çin'de balık yemekleri de bir hayli ilginç. Burada hemen hemen bildiğim hiç bir çeşit balık yok. Çoğu nehir balığı, denizden gelenler ise somon balığı hariç genelde bana göre bayat olduğu için denemeye korkuyorum. Allahtan Metro markette dondurulmuş levrek filetoları buldum da, elimden geldiğince lezzetlendirmeye çalışarak Türkiye'deki gibi balık sofraları hazırlayabiliyorum. Geri kalan deniz mahsullerini ise olağandan fazla bulmak mümkün. Her türlü kabuklu kabuksuz midye, her çeşit deniz böceği inanılmaz ucuz fiyatlara satılıyor. Bizim gibi siz de "denizden babam çıksa..." tabirini benimsemişseniz, burası tam size göre.

Restoranlarda ise genelde nehir balıklarından yapılmış değişik soslu yemekler ve çorbalar bulunuyor. Normalde ızgarada sade olarak pişirilmiş bir Çin balığının tadını "samandan farksız" diye nitelendirirken, onların hazırladığı şekilde yediğim zaman tadına doyamıyorum. Mesela yanda resmini gördüğünüz yemek, bir balık. Bu şekle nasıl soktuklarını hala anlayabilmiş değilim, ama o uzantıların dışının çıtır çıtır, içinin yumuşacık ve kılçıksız bir balık eti, dışındaki sosunun da hafif tatlımsı ama çok lezzetli olduğunu söyleyebilirim.

Hazır yeri gelmişken, Çin mutfağında süslemenin ne kadar önemli bir yer kapladığına değinmek isterim. Az önceki balığın tabağına bir bakın mesela, içinde gerçek balıkların yüzdüğü bir mini akvaryum görebilirsiniz. Kimi zaman gelen yemeğin kenarında bir sanat eseri yatıyor olabiliyor, mesela yine gelen bir balık yemeğinin yanında, nasıl olduysa hiç orijinalliği bozulmadan göklere doğru kıvrıla kıvrıla çıkan balık iskeleti yer alıyordu bir seferinde.

Burada, yani yaşadığım şehirde pek çok yabancı olduğundan bahsetmiştim daha önce. Sadece oturduğum bölgeden değil, şehrin tüm bölgelerinden pek çok kadın, bir e-mail sistemi sayesinde birbirimizle haberleşiyoruz. Grubu yönetenler, her hafta bir etkinlikle bir araya geliyor. Bu haftaki etkinlik, bir öğle yemeği toplantısıydı. Bugün bulunduğumuz restoran da bir Çin restoranıydı. Sanmayın ki burada batı restoranları yok, genel olarak batı tarzı kahvaltı ve öğle yemeklerinde toplanıldığını belirtmek isterim.

Bugün seçilmiş restorandaki sunum ve yemeklerin lezzeti hepimizi çok memnun etti. Özellikle de Pekin ördeğinden bahsetmek isterim, sanırım Çin denince akla ilk gelen yemek türü olmalı. Bu yemeğin özelliği, ördeğin bütün olarak her tarafının eşit kızartılıp, servis esnasında da sadece derisinin kullanılıyor olması. Yerken ise bizdeki lavaş benzeri ama buharda pişmiş gözlemeler, ince kıyılmış taze soğan ve bir çeşit tatlı sosla dürüm yapılıyor. Ördeğin geri kalanı ise siz yemeğinizi yerken parçalanıp çorba haliyle size daha sonra sunuluyor.


Son olarak Çin mutfak ve yemek kültürüne dair bir kaç kelam daha edip tarifime geçmek istiyorum. Çin'de yemek yemek çok önemli ama dahası paylaşmak çok önemli. Burada yemek sipariş ettiğiniz zaman tüm yemekler ortaya gelir ve herkes sırayla istediği tabaktan çubuklarıyla birer parça alır. Yani, " bunu ben sipariş ettim" deyip tabağı önünüze alamazsınız, ayıp. Masaların ortalarında camdan yapılmış, elle çevrilebilen ikinci bir kat vardır, tüm yemekler üzerine konur, kim neyi yemek isterse zarifçe cam tablayı çevirip, istediği yemeği önüne getirir. Yemekleri ise çubuklarla yediklerini hatırlatmama gerek olmadığını biliyorum, zira ilginçliğinden dolayı bilmeyen yok ama bana göre yorucu ve gereksiz. Üstelik kimi zaman bıçakla bazı büyük parçaları kesme ihtiyacım doğuyor. Çinliler, bu gibi durumlarda aynı parçayı ağızlarıyla ustalıkla koparıp, geri kalanı önlerindeki tabağa koyuyorlar. Ama ben hala kibarcasını beceremediğimden, küçük parçalara yönelmek durumunda kalıyorum. Yeryüzü nüfusunda aldıkları yer itibariyle çubuk kullananların çatal kullananlardan daha fazla olduklarını söylemek mümkün, çünkü Japon'lar, Koreli'ler gibi geri kalan Asya memleketleri de çubuk kullanıyor. Hala çatalın pratikliğini keşfedememiş olmaları beni şaşırtıyor ama vardır herhalde bir bildikleri deyip konuyu kapatmak istiyorum.

Çin mutfağı ve kültürü elbette benim anlattıklarımla asla sınırlı değil, anlatmaya kitaplar yetmez. Yine de merakınız varsa bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Bu kitaptan sonra Çin yemeklerine ilginiz şaşılası derecede artabilir.

Gelelim tarifime, dediğim gibi alışageldiğim lezzetteki balıkları evimde yapma şansım olmadığı için, dondurulmuş fileto halinde aldığım levrekler için özel bir tarif ihtiyacı hissettim. Daha önce çok becerikli bir arkadaşımın evinde yediğim nefis bir levrek buğulamanın tarifini, bir İspanyol tarifi ile birleştirip Türk tadına uyarlamaya çalıştım. Misafirlerinize ve kendinize değişik bir lezzet sunmak isterseniz, üstelik bunu da leziz mi leziz taze Türk levrekleri ile yaparsanız pişman olmayacağınız bir tarife kavuşmuş olursunuz benden söylemesi.

Levrek Buğulama

Kişi başı 1 levrek fileto- Balıkçınıza hazırlatabilirsiniz.
1 Büyük balıktan çıkan iki fileto fazlasıyla iki kişiye yetiyor.
4 çorba kaşığı zeytinyağı
5-6 diş sarımsak
1 küçük kuru soğan, ince doğranmış
3 avuç kadar mantar, yarım cm. eninde dilimlenmiş
Yarım limon suyu
2 rende domates
Yarım kaşık domates salçası
1 defne yaprağı
1 çorba kaşığı un
Karabiber
Yarım çay kaşığı kekik
Tuz
1 adet çarliston biber
Yeterince su

Filetoları 3 ya da 4 parmak eninde kesip bir fırın kabına yan yana dizelim. Bir tavaya zeytinyağını koyup biraz kızdıralım. İçine kabuğu soyulup dilimlenmiş sarımsakları ekleyip, sarımsaklar pembeleşene dek kavuralım. Doğranmış soğanları ekleyip biraz kavuralım. Dilimlenmiş mantarları ekleyip hemen ardından limon suyunu gezdirelim ki mantarlar kararmasın. Mantarlar suyunu salıp çekene dek pişirelim. Mantarlar küçülünce domates rendesi ve salçayı ekleyelim. 1 çay bardağı kadar su ilave edip baharatları ekleyelim. (Defne yaprağı, tuz, kekik, karabiber) Domatesler yumuşayıncaya dek pişirelim, ardından 1 çorba kaşığı unu, 2 çorba kaşığı kadar soğuk su ile ezip sosa katalım. 5 dakika kadar kaynatalım. Sosumuz ne fazla sulu olmalı ne de kuru, suyunu çok çektiğini düşünürseniz fazla olmamak kaydıyla ekleyebilirsiniz. Resimdeki kadar su yeterli oluyor.

Hazırladığımız sosu, fırın kabındaki balıkların üzerine dökelim, ikiye böldüğümüz biberi üzerlerine kapatalım. Önceden ısıttığımız 190 derecedeki fırında 30-40 dakika kadar pişirelim.




Afiyet olsun!

Nuray'dan.......

Canlar merhaba çook tşk ederim hepinize..Nolur inanın ben çok iyiyim yaramaz bir durum yok..Gerek burdan yazan gerek tel açan arkadaşlarıma minnettarım...Mailllere bakıyorum arada orda görüyorum hepinizi..Ama sayfalara dolaşamıyorum fazla..Burda ne kadar kalırsam hemen farkediyor boynumun ağrısı sonuçta yüzüm gözüm hep şişiyor:( Biraz daha zaman istiyorum sizden..
Anlaşmayı bekliyorum daha fizik alamadım maalesef..
Çocuklarda evde ders yapmıyoruz diye okulada gitmiyorlar..Onlardan artık sıra bana hiç gelmez..Bir ses ver diyen eşsiz gönül dostlarıma binlerce tşk ediyorum..Kalınız sağlıcakla...

Aşure günü

7 OCAK 2009 ÇARŞAMBA: 10 Muharrem Aşurâ Günüdür"
ALLAH'u Teâlâ (Celle Celalühu); Aşure gününü oruçlu geçirene 1000 Hac 1000 Umre ve 1000 Şehid sevabı yazar ve kendisine doğu ile batı arasındakilerin ecri verir. Bu kişi Hz. İsmail'in (A.S.) çocuklarından 1000 köle azad etmiş gibi olur. Kendisi adına Cennet'te 70.000 köşk kaydedilir.Ve ALLAH C.C. ONUN CANINI CEHENNEME HARAM KILAR.
Rivayete göre "Aşura gününü oruçlu geçirene 10.000 Melek sevabı verilir.
O gün İhlâs Sûresini 1000 kere okuyana ALLAH'u Teâlâ C.C. Rahmet nazarı ile bakar ve o kişi Sıddıklardan yazılır"
Her kim aşure gecesini (ibadetle) ihya ederse ALLAH C.C. onu dilediği kadar ihya edecek.
Hadis-i Şerif"Her kim aşure gecesini ibadetle geçirir ve ertesi günüde (yani aşure gününü) oruçla geçirirse o kişi ölürken nasıl öldüğünü bilmeden ölecektir."
Hadis-i ŞerifHer kim Aşure gecesi ve gününde bir alimin sohbetine giderse veya ALLAH'ı C.C. zikreden bir cemaatin arasında 1 saat oturursa ALLAH'u Teâlâ'nın onu Cennete sokması ALLAH C.C. üzerine hak olur.
Aşure günü gusleden ALLAH C.C. indinde günahlarından anasının onu doğurduğu gündeki gibi temiz olur.
Aşure günü iki kere gusledenin ebedi gözü ağrımaz göz ağrısı çekmez ve yine aşure günü gusledenin bir daha seneki güne kadar ölüm hastalığından başka hastalık çekmeyeceği rivayet ediliyor.
Muharrem ayındaki Aşura günü orucu geçen senenin küçük günahlarını örter.("Geçen seneye keffarettir."
Hadis Şerif / Müslim)Gerek Yahudilere benzememek gerekse orucu tam Âsura Gunune denk getirmemek icin Muharrem'in dokuzuncu onuncu ve on birinci gunlerinde oruc tutulmasi tavsiye edilmistir.Ve yine Abdullah b. Abbas (Radiyu Anh)'dan rivayete gore ;Peygamberimiz (Sallu Aleyhi ve Sellem): "Asure gunu oruc tutunuz ve o hususta Yahudilere muhalefet ediniz. (Binaenaleyh) asura'dan bir gun once veya bir gun sonra da oruc tutun" buyurmuslardir. (Ahmet bin Hanbel 1 / 241;Beyhaki Suabule Iman 3 / 365)
Aşure gününde 10 Müslüman'a selam veren bütün dünyadaki Müslümanlara selam vermiş gibi olur.
Aşure günü orucunda bir kişiye iftar ettiren bütün Müslümanları iftar ettirmiş gibi olur.
Aşure günü bir yetimin başını okşayana başındaki kıl sayısınca ALLAH C.C. ona Cennette derece ihsan eder.
Aşure gecesi ve Aşure günü zerre kadar sadaka verene Uhud dağı kadar sevap verilir.Ulema buyuruyor; Aşure günü çoluk çocuğuna evine bolluk yapan bir sene boyunca bolluk bereket görür.Aşure günü görüşmediği akrabalarıyla mutlaka görüşmeli onları arayıp sormalıdır.
Aşure günü ve her zaman ALLAH'u Teâlâ dille ve kalple devamlı zikredilmelidir. ALLAH'u Teâlâ'yı zikretmek en büyük ibadettir.
Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın Adıyla " "ALLAH'I ANMAK ELBETTE EN BÜYÜK (İBADET) TİR." ANKEBUT/45 "
*AŞURE GÜNÜ GERÇEKLEŞMİŞ OLAN ÇOK ÖNEMLİ HADİSELER:
-İbrahim A.S. aşure günü doğdu nemrut'un ateşinden de aşure günü kurtarıldı.
-Musa A.S. firavunun elinden aşure günü kurtarıldı firavun aşure günü boğuldu.
-ALLAH'u Teâlâ C.C. İdris A.S. Peygamberi aşure günü 4. kat semaya kaldırdı.
-ALLAH'u Teâlâ C.C. Eyyüb A.S. hastalıklarına aşure günü şifa verildi
-ALLAH'u Teâlâ C.C. Adem A.S.'ın tevbesini aşure günü kabul etti.
-ALLAH'u Teâlâ C.C. Davud A.S.'ın tevbesini aşure günü kabul etti.
-ALLAH'u Teâlâ C.C. Mü'minlerin tevbelerini de aşure günü kabul edecek İNŞAALLAH.
-Nuh A.S.'ın gemisi aşure günü karaya oturdu. Yunus A.S. balığın karnından aşure günü çıkarıldı.
-ALLAH'u Teâlâ C.C. Yusuf A.S.'ı Yakub A.S.'a 40 sene sonra aşure günü kavuşturdu.
-Arş Kûrsi Kâlem Yerler ve Gökler Cebrail A.S. Mikail A.S. İsrafil A.S. Azrail A.S. Adem A.S. Havva anamız aşure günü yaratıldı. Ve kıyamet Aşure günü kopacak.
(Vahşi hayvanların bile aşure günü otlamadıkları rivayetleri vardır.)
AŞURA GECESİ VE GÜNÜNDE KILINACAK (ÇOK FAZİLETLİ) NAMAZLAR:
Peygamber Efendimiz SAV buyuruyor (Hz Aişe RA'den rivayet):
Aşure gecesi yada kılınamıyorsa günü her rekatta Fatiha Sûresinden sonra 3 İhlâs-ı Şerif okuyarak 100 rekat namaz kılınırsa (Gece kılınırsa 2 rekatta gündüz 4 rekatta bir selam verilecek) arkasından 70 SübhenALLAHi velhamdülİLLAHi vela ilahe illALLAHu VALLALU ekber vela havle vela kuvvete illa bİLLAHil Aliyyil Aziym 70 EstağfirULLAH 70 Salavat-ı Şerife okursa;Bu kişi öldüğü zaman ALLAH'u Teâlâ o kişinin kabrini misk-ü amber doldurur ve kabre konan herkesin saçı başı kaşı kirpiği her tarafı kılları dağılır bu namazı kılanın kabrinde saçları tüyleri dağılmaz. Mahşere çıktığında yüzü ayın ondördü gibi parlar yeni gelinin kocasının evine gönderildiği gibi Cennete gönderilir.
Aşure günü şu 4 rekat namaz kılanın (ALLAH'u Teâlâ Hazretlerinin mahşer günü hasımlarını razı etmesi niyetiyle)
1.Rekatta; Fatiha'dan sonra 11 İhlâs-ı Şerif
2.Rekatta; Fatiha'dan sonra 3 Kâfirun 11 İhlâs-ı Şerif
3.Rekatta; Fatiha'dan sonra 1 Tekâsur 11 İhlâs-ı Şerif
4.Rekatta; Fatiha'dan sonra 3 Ayet-el Kûrsi 25 İhlâs-ı Şerif
Bu namazı kılan kabir şiddetlerinden korunacak ALLAH'u Teâlâ C.C. mahşer günü hasımlarını rıza edecek İNŞAALLAH. Aşure gecesi teheccüd namazı ve mümkünse tesbih namazı kılınmalıdır. Ayrıca kılabilen aşure gecesi teheccüd vaktinde ve aşure günü öğle ile ikindi arası her rekatta Sure-i Fatiha'dan sonra 50 İhlâs-ı Şerif okuyarak 4 rekat namaz kılınmalı. Yine aşure günü kuşluk vakti aynı namaz 2 rekat olarak kılınmalı. Namazdan sonra 70 İstiğfar 70 Salavat-ı Şerife 70 La havle vela Kuvvete illa BİLLAHil Aliyyil Aziym söylenmeli.Aşura günü şu dua 10 defa yapılmalı: "SübhenALLAHi mil'el-mizân.Ve müntehe'l-îlmi ve mebleğa'r-rıza ve zinete'l-Arş"Şimdiden tutacağınız oruçların yapacağınız bütün ibadetlerinizin kabul olması ve filistin için islam alemi için gönül dolusu dualarda buluşmak dileğiyle. Muharrem ayınız ve Aşure gününüz Mübarek olsun
......Alıntıdır.......

Başlık Yok, Boşluk Var...



Yarım saat kadar önce günlerdir uğramadığım "Acemişef" mail adresime bir göz atayım dedim. Sevgili Zümrüt'ten gelen bir mail sayesinde nicedir uğramadığım sayfama geldim sonra. Bir de online kaç kişi var kısmındaki "14" rakamını görünce içim bir hoş oldu. Hala sabırla girip bakmanız o kadar içime dokundu ve aynı zamanda mutlu etti ki bir anda bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim. Sevgili kim olduklarını bilmediğim "14" kişi, yeniden yazma isteğimi uyandırdığınız için müteşekkirim size. Zümrütcüğüm, ayrıca teşekkürlerimi sunacağım sana da az sonra.

Sayfama gelip benimle acımı paylaşan hepinize sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Acılar paylaştıkça azalıyor, her ne kadar artan özlem olsa da. Zaman öyle çabuk akıp gidiyor ki, her saniyemi aklımda tutmaya çalışmama rağmen, bakıyorum elimden çoktan kaymış gitmiş. Çin'e döneli henüz iki gün oldu. Bu sefer yanımda iki haftalığına annemi de getirdim. Önümüzdeki haftasonu ise kızkardeşim geliyor eşiyle. İnşallah bebeklerini kucaklarına almadan önce biraz gezdirmek istiyorum onları. Ardından yeniden telaşe başlatacağım kendime. Birşeylerle meşgul olunca düşüncelerimi dağıtmak, içinde bulunduğum boşluktan çıkmak daha kolay oluyor. Bu meşguliyetimin arasına blogumu da katacağım inşallah.

Bu yazımı da boş boş yollamayayım dedim kendi kendime, o nedenle babamı kaybetmeden üç gün önce yaptığım, eşimin doğum günü pastasını ekliyorum. Belki daha sonra ayrıntılı yapılışını da paylaşırım.

Yokluğumda beni boş bırakmayan, gerek yorum gerek mailleriyle desteğini ve özlemini sunan dostlarım, çok sağolun.

Görüşmek dileğiyle,
Esra

Kaybedecek zaman yok..! sende katıl..!



BEYAZ EŞYA`DA
Arçelik Hoover AEG Singer Evsan Özaltýn Philips Elektrolux Profilo National Noromende Beko Grundig Intel IBM Nokia CNN Motorola Dell
GÜZELLİK VE BAKIM ÜRÜNLERİ`de Loreal Cover Gril Herbal Essences Lasting Color Loving Care Max Factor Miss Clariol Olay Secret MAC Cosmetics
DİĞER MUHTELİF ÜRÜNLER`DE Adam Bonus Boss Hugo Boss Old Spice AOL internet ICQ (bildiğimiz chat programı) Hema DKNY LEWIS Liby's National Geographical Fox TV Network Galbani Langrome Paris Kate Spade Aramis Philips Morris Migors HSBC CNBC Calvin Klein Kiwi Lion Area Polo Vhichy Helena Rubinstein Sara Lee Perrier Cacharel Walt Disney Disneyland Euro Disney
OTOMOTİV`DE
Renault Man Mercedes Magirus Ford Fiat BMC Dodge Chrysler Skoda Goodyear Pirelli Uniycral Mitsubishi Peugeot
TEMİZLİK MALZEMELERİ `DE
Ariel (Sharon'un Kendi firması) Alo Omo Persil Vim Ace Rinso Alfa Mintax
ELEKTRİK AMPULU
General Elektrik`DE Edison Philips Tekfen
SABUN Hacı Şakir ( Bakmayın adının Hacı olduğuna,yapan firma yahudi firmasıdır) Lüks Puro ŞAMPUAN´DA
Pantene Recioce Blendax
BOYA OBS Dyo Sadolin
İPLİK Polyen Sasa Sifaş İÇKİ Efes Pilsen Tuborg Lown Broau J&B
ÇOCUK VE KADIN BEZİ
Orkid Allways Prima
DİŞ MACUNU
İpana Colgate (gelirinin yarısını bağışlıyor)
MEŞRUBAT
Coca-Cola (mayıs ayı gelirini İsrail'e bağışladı) Fanta Pepsi 7 Gün Elvan Turkuaz Fruko Sprit Schweppes
LİKİT GAZLAR
Ankara Gaz Aygaz Bursagaz Mobilgaz İpragaz
AKARYAKIT BP Shell
SİGARA Marlbora Camel Parlement MotecarloCAM EŞYA İzocam DİŞ FIRÇASI Banat TRAŞ KREMİ GibbsKUMAŞ Vakko Bossa İLAÇ Hoechst Bayer Sandoz Roche Pfizer SanedGIDA Vita Sana Turyaş Ufa Panda Pringles Danone Nestle Nescafe Nesquick Milkybar Kitkat Jacobs Mc Donalds (Azarbeycandaki müslüman kardeşler protesto etti ve oradaki şubeler kapatıldı
EFENDİMİZ (SAV) şöyle buyuruyor "kişi kendi zevklerinden ödün vermedikçe çennete giremeyecektir.
"Müslüman, müslümanın kardeşidir, ona zulüm edemez, onu yalnız bırakamaz, onun başına bir kötülük gelmesine göz yumamaz." Simdi sira bizde arkamizdan kalleşce vuruluyoruz ABD tarafından hala onlarin malinimi yiyoz iciyoz kulaniyoz yazik bize nasil vercez hesabini ahireteeeee nasil bakcaz sehitimizin yuzune musluman kardeslerimizin yuzunee ulkemiz vatanimiz icinnn sende KATIL...
BİLİNÇLİ BİR MÜSLÜMAN OLARAKLÜTFEN ARKADAŞLAR BU YAZIYI SİZDE BLOGLARINIZDA YAYINLAYARAK DESTEKLEYİN ŞİMDİ BİRLİK ZAMANI.
*****
http://www.arcelik.com.tr/Cultures/tr-TR/default.htm burayıda izleyin ne demek isteniyor acaba:(?

Teşekkür& Civcivler

Canlar merhaba ben geldim...Az evvel fizikten geldim ama fizik dru anlaşmaları bir haftaya kadar yenileneceği için şimdilik ilaç ve egzersiz verdi..Bekle bekle ayakta pes ettim inanın..Üç gündür ayaktayım..Üstelik birde grip olmuşum sormayın gitsin..
Kızım dün akşam anne yarın yerli malı kutlamamız var dedi bende sabah erkenden kalkıp ona hazırlık yaptım..Dedim hazır alayım anne ciğeri işte dayanamıyor yine kolayına kaçıp ona sade ve çikolatalı kreple gördüğünüz civcivleri yaptım..Yine dün akşam kızımın birkaç gündür istediği hani şu dünkü ve evvelki günkü yemekteyiz programında yalancı tavuk göğsü varya..İşte onu görünce anne gerçeği nasıl oluyor dedi bende yaparım sana dedim görürsün..İşte dün akşam yaptım üç büyük dilimde kutlamasına gönderdim..Foto çekemedim malesef:(
Sabahta hastaneye geç kalmayım gitmeden yetiştireyim diye öyle aceledeydimki civcivlerimiz bile biçimsiz oldu..Yeni aldığım çörek otum çok küçükmüş bende siyah zeytinle civcivlerin gözlerini yaptım..Gagaları bile komik oldu:))))Hatta kuyruğumuz tavuskuşuna benzedi.
Şimdilik gideyim bilesinizki ziyaretlerim fazlasıyla size dönecektir çok tşk ederim hepinize..Yorgunluğum biraz geçsin hemen iadelerime döneceğim..

Nuray'dan..

Canlar ben birkaç gün yoğundum sizleri iadeye gelemedim..Yorumlarımı şimdilik onayladım..Dün Diyarbakır'a gittim bugünde burdaki hastaneye..Boyun fıtığım ve iki aydır geçmeyen sağ kol omuz ağrım için dra gelip gidiyorum..Diyarbakır kas zedelenmesi yada eklem iltihabı olabilir dedi.Burdada Ortopedi-fizik arası gidip geliyorum şimdi geldim öğlen sonu tekrar gidecem.. En kısa zamanda tekrar gelip yazmaya çalışırım..Bu arada yeni arkadaşlarım yazmış onlarlada tanıştığıma çok memnun oldum..Hepinize selam ve sevgiler olsun..

Deyrulzafaran'da ben....

Merhabalar...Bayramda gelen misafirlerimizle gittiğimiz dünyaca ünlü Süryani Manastırı Deyrulzafaran'da çekilmiş bir resim sunuyorum sizlere...İşte ben ...))
Bu üçüncü gidişimiz manastıra daha öncede birçok foto çektim ama sizlere iletmeye kısmet olmadı..Son çektiğim fotolardan bazılarıda güzel çıkmamış..Sadece bunu seçebildim..Siz linke tıklayın biraz manastırı dolaşın derim..Gerçekten büyüleyici bir yer..Helede rehber anlatırken orda yaşıyormuş gibi oluyorsunuz...
Haa.. :) Bu arada üzerimde kalın iple birkaç yıl önce örülmüş hırka-şapka ve kese çantam var..Tamamı düz örgüdür..
Hepinize sevgiler,saygılar,hürmetler.......
****
Not:) Google Deyrulzafaran yazarak açılan sayfalara tıklayabilirsiniz..Manastırla ilgili daha detaylı bilgi edinebilirsiniz..Bu arada az çirkin çıkmışım daha güzelimdir yani :)) o günkü aşırı soğuk ve hafif yorgunluk yüzüme yansımış.Burnum bile kızarmış hatta:)))

Nuray'dan...

Canlarım benim başımın belası cüzdanımı buldum..Buldum buldum..Aşağıya indirmek için eşimin dönmesini beklediğim yazlık kutusuna baktım tektek..Dedim yatak odasında büyük bavul var..Kazaklarımı istiflemişim kat kat onu döküp yeniden katlayacaktım..
Üst kapağında iki fermuarlı bölme var..Elimle dokunup birde buraya bakayım dememle çığlıkları basmam bir oldu..Çocuklar çığlıklarıma koştu yanıma..Gülmeyle ağlıyorum ben..
Üzüldüğümemi yanayım bulduğumamı sevineyim..Sizede mahçup oldum inanın..
Üstümden bir yük kalktı sanki bugün kendimi iyice alıştırdımdı sağlık olsun cana değil mala gelsin demeye başlamıştım..
Beni affedin oldumu sizide kendi telaşamla oyalamış gibi oldum..Hepinizden Allah c.c. razı olsun..

Maydanoz sapına çorba :)

Hepinize merhaba..Her işte vardır bir hayır diye avutuyorum kendimi.Dünden beri boğazım şişmiş gözlerim balon gibi:(Artık umudu kestim cüzdandan..Büyük ihtimalle dolu gelen poşetlerin arasında yerleştirirken dalgınlığa geldi çöpe gitti galiba..Evi altüst ettim çıkmadı dün eşim öğlen geldi.Geçerken aldığı mamaları cicileri bıraktı eve..Ne zamandır istediğim burda bedenini bulamadığım mont türü yağmurluk vardı..İstanbul'dan almış gelmiş onun hevesini bile yaşayamadım..Kız tuttu ben giydim kız fermuarını çekti eşim soruyor oraya şuraya baktınmı ben diyorum yok yok anlamıyormusun yaa yok diye başlıyorum ühhhüüü ühhüüü:( gülüyormuyum ağlıyormuyum hepsi karıştı...Eşim akşam kartları iptal etti geri kaldı ehliyet ve kimliğim.Onlarıda yeniden çıkartıcaz artık....
Burda bana moral veren destek olan dualar eden arkadaşlarıma gönül dostlarıma sonsuz tşk ederim..Hepsinden Allah c.c. razı olsun...
Bana kayıp için dua isteyen arkadaşlarımda aynı yazının yorumlarından duaları alabilirler..Yada ben müsait bir zamanda duaları yazıya eklerim...
Gelelim çorbaya aldığım maydanozları boş bir zamanımda birer kullanımlık dallara ayırırım,kullanacağım zaman temizlemek için oyalanmam..İşte bu maydanozların sap kısımlarınıda geneli sebze çorbasına kullanırım..Havuç,patates,kereviz yada pazı sapı,maydanoz sapı,taze fasulye gibi ne varsa..Mevsimine göre ayarlarım..Geçen aldığım maydanoz sapları epey uzundu bir gün sonra incecik kıydım..Bir tanede tavla zarı patates doğradım..Etsuyu tabletiyle bir taşım kaynattım..Un,yoğurt 1adet yumurtayla iyice çırpıp hepsini azar azar karıştırdım..Özleşince altını kapadım..Zamanım varsa içine bu yazdığım sebzelerimden varsa onlarıda doğruyorum..
Zaman buldukça gönül dostlarıma uğrayacağım..Boğazım biraz düzelsin gelirim yine..Hepiniz çok saolun varolun benim için hepinizin yeri ayrı ..Sağlıcakla kalın...