Zeytinyağlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zeytinyağlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tam zamanı, zeytinyağlı enginar!

Bazı tarifler vardır, göre-duya yıllar boyu, biliriz ezbere nasıl yapıldığını. Halka mal olmuş tariflerdir; kulaktan kulağa, dilden dile herkesin mutfağına girer ama her yöreye göre de farklılık arz eder. Biri sarımsak koyar, biri salça, biri yağda kavurur, biri yağını en son koyar. Mesela zeytinyağlı enginar, hepimiz biliriz... Kimimiz severiz, kimimiz şifa niyetine mecburen yeriz, kimimiz ağzımıza sürmeyiz ama pişirmeyi biliriz.

Eee! Zeytinyağlı enginar tarifi mi vereceğim size? Evet! Mevsimi gelmiş o kadar taze bezelyenin, körpe enginarın yer vermek gerek sayfalar arasında. Ama yine "Sütüme, Sarelleme Karışma!!!" dokunuşuyla biraz farklılaştırılmış halde...


Zeytinyağlı enginar için malzemelerimiz,

3 adet enginar
250 gr. taze kabuklu bezelye
2 adet orta boy havuç
1 orta boy soğan
1 diş sarımsak
1 limon
4 yemek kaşığı zeytinyağı
1-2 yemek kaşığı dereotu
1 küp şeker
Tuz

Tarife geçmeden açıklamak isterim, 250 gram bezelye elbette kabuklu haliyle, ayıklanmış hali 100 grama denk geliyor, o da standart bir su bardağını dolduracak kadar oluyor.

Öncelikle enginarları kararmaması için limonla ovuyoruz sonra kuşbaşı doğruyoruz, ardından soğanı rastgele doğruyoruz, sarımsağı bıçağın yanı ile bastırarak acısını çıkarıyoruz ve son olarak havuçları julyen doğruyoruz.


Ben bunun için spiral doğrayıcı kullandım, bu da oyuncaklarımdan biri, ben kendisini "sebze kalemtıraşı" olarak adlandırıyorum. Döndürdükçe havuç şekilleniyor, yemek yapmak zorunluluk olmaktan çıkıp, eğlenceye dönüyor! Merak edenler için adres, Esse - ürünü de detaylı olarak Gefu'nun orijinal sayfasında inceleyebilirsiniz.


Bu kadar oyuncaklardan bahsetmek yeter! Tarifimize kaldığımız yerden devam ediyoruz...

Soğan ve sarımsağı mutfak robotunda incecik kıyıyoruz.


Ardından tencerede 3 dakika 1 yemek kaşığı zeytin yağında sarartıyoruz. Bezelyeleri ekliyor ve iki dakika da onları kavuruyoruz son olarak enginarlar ile havuçlar. Havuç spirallerinin kırılmasını istemediğim için en son ekliyorum. Tuz ve şekerin üzerine 2-3 bardak da su ekleyip orta ateşte 20 dakika pişiriyoruz.


Zeytinyağı eklemek için zamanlama size kalmış. Ben zeytintyağı tadının varlığı hissetmek için ve parlaklığını yitirmemesi için pişme işleminin sonlanmasına yakın ekliyorum. Piştikten sonra arzu ederseniz limon dilimleri ve taze/kuru dereotu ile tatlandırabilir ve süsleyebilirsiniz.


Zeytinyağlılar hakikaten hayat kurtaran, pratik tarifler ve her zaman olduğu gibi standardın dışına çıkmak da bizlerin elinde. "Ben az yesem, yarım kafi..." diyen, sizi kırmamak için yiyen misafirleriniz oluyorsa; serviste zorluk yaşamamak, onların da sizi kırmadan tatmasını sağlamak adına bu metodu tercih edebilirsiniz mesela!

Sofralarınız renk dolsun, afiyet olsun!

Not: Takibe devam... Gelecek gönderi de sizlerle güzel bir haber paylaşacağım! Sabırsızlanıyorum, kelimelerimi derleyip, toplamaya çalışıyorum!

ZEYTİNYAĞLI BARBUNYA


ZEYTİNYAĞLI BARBUNYA
1 kilo barbunya
kuru soğan
1 diş sarımsak
biber salçası
zeytinyağ
3 kesme şeker
tuz
SÜSLEMEK İÇİN:
Maydonoz
YAPILIŞI:
Barbunyalar ayıklanıp haşlanır ve çıkan kara suyu süzülür. Ayrı bir tencerede rendelenmiş soğan, sarımsak ve sıvıyağ biraz kavrulur. Doğranmış patatesbiber salçası da buna ilave edilip biraz daha kavrulur. Barbunyalar da bu karışıma ilave edilip üzerini aşacak kadar su konur. Tuz ve şeker de eklenip kısık ateşte havuç ve barbunyalar yumuşayana kadar pişirilir. Yemek buzdolabına hiç girmeden kendi tenceresinde soğuması beklenip öyle servis tabağına alınır. Üzeri de maydonoz yapraklarıyla süslenir.

Zeytinyağlı Enginar Kalbi, Hamur Kızartması...


İnat etti, yaz gelmiyor bir türlü derken bugün başladık sinyalleri almaya. Yanlış okumadınız, burada bahar yok. Kıştan direkt yaza geçiliyor. Geçen yıl bu sıralardaki postları okursanız anlarsınız ne demek istediğimi. Hava raporlarına göre bugünden itibaren jet hızıyla yükselecekmiş dereceler. Malesef o güzelim püfür püfür bahar esintileri, rüzgarın taşıdığı tomurcuk kokuları burada yok. Varsa da o inanılmaz sıcak ve nemli hava bastırıyor olsa gerek; ben hissedemiyorum.

Türkiye'deyken bahar aylarının keyfi bir başka olurdu. Özellikle pazar tezgahlarına ufak ufak gelmeye başlayan yaz sebze ve meyvelerini görmeye ve satın almaya bayılırdım. Burada hiç pazara gitmedim, aslında kuruluyor da. Herhangi bir alışveriş merkezindeyken bile karşımıza geçip patlamış mısır yiyerek şovumuzu(!) izleyen Çinliler'in, pazara gittiğimde ne yapacaklarını kestiremiyorum. :) O nedenle cesaretim yok. Sadece karşı caddede bir ara sokakta, kendi yetiştirdikleri sebzeleri satan yaşlı Çinliler'le ufak bir ahbaplık kurdum. Onlardan sık sık mis kokulu çilekler, taptaze ıspanak ve marullar alıyorum. Hatta aldığım çileklerden neredeyse bir yıllık reçelimi bile yaptım. Tüm bunların yanında bir de alıştığım sebzeleri bulsam harika olurdu. Mesela burada enginar bulamıyorum, gerçi yardımcımın dediğine göre bu sıralar çıkması lazımmış ama geçen yıl o kadar aramama rağmen bulamamıştım. Bir de kereviz yok burada, sadece sapları var, kerevizin kökünü hayvanlara yedirdiklerine dair söylentiler duymuştum :) Bundan başka yer elması yok, acısı olmayan ince kabuk dolmalık biber yok, acısız olanlar da kafam kadar büyüklükte. Bir akşam yemeğine bir tek dolma pişirip üçe bölüyorum :) Bunlar haricinde çarliston biber yok bir de aklımda kalan.

Meyve derseniz işte burası bir cennet. Her türlü tropik meyveyi bedava gibi fiyatlara alabilirsi niz. Yalnız çok garip bir damak tadım olmalı ki, bunlardan ne mangoyu ne de avokadoyu sevebildim. Bildiğim tropik meyveler haricinde daha adını bile bilmediğim onlarcası var. Pek çoğunun tadına baktım ama favorim olacak kadar birini bulamadım. Bu yüzden burada en çok tükettiğimiz meyve ananas. Türkiye'deyken pahalılığından dolayı sadece ağzımın suyunu akıtmakla yetindiğim ananas şimdi neredeyse her gün soframızda. Burada ananası ilk gördüğümde ayıklama şekilleri çok hoşuma gitmişti. Türkiye'de Migros'ta gördüğüm ayıklama şekliyle oldukça ziyankarlık yapılıyor, verdiğiniz paranın ancak yarı karşılığını alabiliyordunuz. Neden mi? Türkiye'de ananası bir makineye oturtup, bir kolu çekiyorlardı ve ananasın ortasındaki 2-3 cm.lik yuvarlak kısım ve dış kabuğunun altındaki en ez 2 cm.lik kısım kayıpla sonuçlanıyordu. Geriye küçücük ananas simitleri kalıyordu. Burada ise bu kadar ucuzluğa rağmen, asla israf yapılmıyor. Önce dış kabuğunu alıyorlar sonra da düğme gibi kısımları kabak oyacağı gibi bir aletle çıkarıyorlar. Böylece ortaya hiç israf edilmemiş yandaki gibi şık şekilli ananaslar çıkıyor.

Yine de insan bulduğu değil illa bulamadığı şeylere takıyor kafasını. Hala çıkıp çıkmayacağı meçhul enginarı beklerken, Metro markette konserve enginar kalplerini buldum bir gün tesadüfen. Gerçekten nefis tatları var. İnternette konserve enginar kalbinin nasıl pişirileceğine dair özel bir tarif bulamadığımdan tecrübelerime dayanarak bu tarifi ortaya çıkardım. Bahar ayları yaklaşırken elinizdeki şansı değerlendirip sofralarınıza bu karaciğer dostu sebzeyi konuk etmeyi ihmal etmeyin derim.

Malzemeler:
Konserve ya da taze enginar kalbi-12 adet kullandım
Yarım su bardağı bezelye
1 iri havuç-yarım ay şeklinde dilimlenmiş
1 büyük kuru soğan-jülyen doğranmış
2 tatlı kaşığı toz şeker
1/2 limon suyu
Yeteri kadar su
Tuz
1/4 su bardağı zeytinyağı
Süslemek için dereotu

Yayvan bir tencerede zeytinyağımızı kızdıralım. Soğanları hafif pembeleşene dek kavuralım, içine havuç ve bezelyeleri ekleyelim. Sebzeleri bir parmak geçecek kadar suyu da ilave edip tenceremizin kapağını kapayalım. Kısık ateşte havuç ve bezelyeler pişene dek pişirelim. Havuçlar yumuşayınca enginar kalplerini, limon suyunu, tuz ve şekeri ekleyelim. Suyunu kontrol edelim., gerekirse ekleyelim. Kısık ateşte kapağı kapalı olarak yarım saat pişmeye bırakalım. İyice soğuttuktan sonra arzuya bağlı olarak dereotları ile süsleyip servis edelim.


Bu yazıya eklemek istediğim bir diğer tarif ise hamur kızartması. Bugüne dek pek çok hamur kızartması yaptım ama bunun gibi lezzetli ve bir gram dahi yağ çekmemiş olanını pişirmemiştim. Dün sabahki kahvaltımızı ziyafete dönüştüren bu tarif için Hanife'ye çok teşekkürlerimi sunuyorum. Tarife buradan ulaşabilirsiniz. Hamurları kalıpla kesme fikri hiç aklıma gelmemişti, sunumları o kadar güzel oldu ki, ekmek yemeyen oğlum "kalpli ekmek" diye diye dört taneyi bitiriverdi. Bu fikir için de ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.